Farkındalık Serisi

Vesayet Altında Yaşamak: Hukuki Özerklik Nerede Başlıyor?

20 Nisan 2026

Büyümek, çoğu insan için özgürleşmek demektir. 18 yaşına basılan o ilk gün, yasal olarak bir yetişkin olmanın, kendi kararlarını alabilmenin, banka hesabı açmanın, sözleşme imzalamanın ve hayatının direksiyonuna geçmenin kutlamasıdır. Ancak Serebral Palsi (CP) gibi bedensel engeli olan birçok birey için 18 yaş, özgürlüğün değil, genellikle ömür boyu sürecek bir "vesayet" sürecinin başlangıcıdır. Toplumun ve hatta bazen yasal sistemlerin gözünde fiziksel kısıtlılık, otomatik olarak "ehliyetsizlik" yani zihinsel olarak kendi hayatını yönetememe durumuyla eş tutulur.

Bir bireyin tekerlekli sandalye kullanması veya konuşurken kas kontrolündeki zorluklar nedeniyle farklı bir diksiyona sahip olması (dizartri), onun zihinsel kapasitesini veya muhakeme yeteneğini asla belirlemez. Ne var ki, sırf bedeni farklı bir ritimde çalışıyor diye yüzlerce CP'li birey, en basit yasal işlemlerde bile "vasi" onayı olmadan adım atamaz hale getirilmektedir. Kendi kazandığı parayı nasıl harcayacağına karar verememek, kendi sağlığıyla ilgili tıbbi onay belgelerini imzalayamamak, özetle hukuki bir "yokluk" içinde yaşamak, bedensel bir engelden çok daha ağır bir travmadır.

Bu yasal kısıtlama, genellikle "onları koruma" bahanesiyle meşrulaştırılır. Aileler ve yasalar, engelli bireyleri dış dünyanın kötülüklerinden, dolandırıcılardan veya yanlış kararlardan korumak isterken, aslında onların "hata yapma ve hatalarından öğrenme" haklarını ellerinden alırlar. Oysa insan olmanın en temel gerekliliği, kendi doğrularını ve yanlışlarını seçebilme hürriyetidir. Bir yetişkine ömür boyu "çocuk" muamelesi yapmak, onu korumak değil, varoluşunu yok saymaktır.

Bedenimin yardıma ihtiyaç duyması, zihnimin bir vasiye ihtiyaç duyduğu anlamına gelmez. Kendi hayatım üzerinde karar alma hakkım kısıtlandığında, engelimle değil, adalet sisteminizle savaşıyorum demektir.

Hukuki özerklik, temel bir insan hakkıdır. Modern adalet sistemlerinin ve toplumun, "yerine karar verme" (vesayet) sisteminden acilen "destekli karar alma" mekanizmalarına geçmesi gerekmektedir. Engelli bir bireyin bir sözleşmeyi okuması için zaman tanınması, imza atamıyorsa alternatif onay yollarının yasal geçerliliğinin sağlanması bir lütuf değil, eşitliğin zorunluluğudur. Ehliyet, kas gücüyle değil, zihnin ve iradenin varlığıyla ölçülür.

Farkındalık Serisi: Bu makale, "Engelli Bir Birey Olmak" yazı dizisinin bir parçasıdır. Görünenin ötesini anlamak ve daha kapsayıcı bir dil inşa etmek için deneyimleri paylaşmaya devam edeceğiz.