• Biz bu hale geldiğimizde

    Bir avaz çığlıkla başlatıyoruz hayatımızdaki ilk iletişimi. İletişim tüm canlıların ortak noktası diyebileceğimiz en önemli özelliklerimizden biri. Büyüyoruz, bazen yanılgılarla, yanlışlarla dolu iletişimlerden geçerek. Bazen ise en doğrusu olduğuna inandığımız şekillerde. Dünya yalnız yaşayabilmek için çok kalabalık, biz de hiçbir zaman yalnız değiliz, karşımızdakini unutmadığımızda sağlıklı bir iletişim için ilk adımı atabiliyoruz. Bağlar kuruyoruz önce ailemizle sonra diğer insanlarla, doğayla, hayvanlarla. Değer verip değer gördüğümüz, bazen terslikler yaşadığımız, ama her şeyden önce insan olduğumuz için içinde bulunabildiğimiz bir döngü bu. Hatta; insan olduğumuz için yardıma ihtiyaç duyduğumuz, yine aynı sebepten birinin yardımına koştuğumuz… İşte böyle böyle yaşıyoruz ve bir an için hayatımıza kuş bakışı baktığımızda kendimizi diğer insanlarla birlikte kocaman…

  • Görmek ve Harekete Geçmek

    Dünyada ve ülkemizde engelli bireylerimizin farkına varmak için yapılan çalışmalar her geçen gün artmakta. Bu bireylerin çıkartmak istedikleri sese bir haykırış daha olmak isteyen, bu bireylerin ihtiyaçlarının farkında olan ve ortada bir ayrım görmeyen insanların ortak bir çağrısı bu! Bugün dünyada 1 milyar engelli birey yaşıyor Türkiye’de ise, resmi rakamlar 2 milyon, resmi olmayan rakamlar ise 9 milyon engelli bireyin varlığından söz ediyor. Rakamlardan biraz daha bahsedecek olursak, Türkiye’de şuan, 50’ye yakın engelli bireyler ve hakları ile ilgili yardımlaşma, dayanışma farkındalık çalışmaları yürüten vakıf var. Engelli sayısı ile kıyasladığımızda az bile gelebilecek sayıda vakıf mevcutken, zaten çoğu ne yazık ki görevlerini sürdüremiyor, çünkü askıda kalıyor. Bunun sebebi ise ülkemizde gönüllülük…

  • Tüm Başlangıçlara!

    Hayattan kaç nefes aldığını hesaplayarak günü bitiren insanlarla yaşıyoruz hayatı. Herkesin bir hesabı, herkesin bir beklentisi var. Bazen istemeden biz de kaptırıyoruz bu telaşa kendimizi. Ve bazen isteyerek yapıyoruz bunu. Attığımız bir adımı hatırlayamayacak kadar kaptırabiliyoruz kendimizi hayatın akışına. Bir bilenin herhangi bir konuşmasına şahit oluyoruz. Zaman kısa diyor, zamanımız yok diyor. İnanıyoruz buna ve adımlarımızı hızlandırmaya başlıyoruz. Neden yapıyoruz bunu? Zamanımızın biteceği zamana yetişmek ister gibi bir halimiz mi var? Ama yapıyoruz işte, bu koşuşturmanın içerisinde aslında küçücük güzellikleri kaçırıyoruz ideal diye kabul ettiğimiz büyük başarılar uğruna. Asıl kaçanın zaman olduğunu ne zaman fark edeceğiz? Yetişmek istediğimiz bir yer var, bu düşünceyle koşturup, her seferinde en çok kendimizden geri…

  • Kan Bağı mı, Can Bağı mı?

    İnsanın anne-babası, ırkı, sağlığı bir adalet değil, imtihan unsurudur diyenlerdenim. İmtihanımızı kolaylaştır Allah’ım diyerek başlamak istiyorum satırlarıma…  Tıbben anne-baba olamıyorsunuz, engelli bir çocuğu evlat edinir miydiniz? Dedim. Binlerce cevap geldi. Her bir cevabı okudukça canım yandı. Çok hassas bir çizgi. Yürek fena, duygular çok derin bir makale ile karşınızdayım.  Sevgili Gözde ile tanıştırmak istiyorum sizleri. Geçenlerde birçok yürek insanı ile çocuklar yararına güzel bir etkinlikte beraberdik. Ben Gözde’yi orada tanıdım. Göz yaşlarıma hakim olamadım kendini anlatırken. Dedim Gözde artık benim kardeşimsin. Başarmak nedir? Mucize nedir Azim nedir? Bu makaleyi okuduğunuzda hepsini anlayacaksınız. Yeri gelip üzülüp, yeri gelince de şükredeceksiniz. Helal olsun diyeceksiniz. Haydi, Gözde şimdi okuyor bu satırları onu mutlu…

  • Benim Hikayem

    Yazarken; hislerimi ifade etmek için kelimeleri yoklarken zihnimde, kalbimdeki sesleri daha iyi duyduğumu ve kendimi daha iyi tanımaya ve görmeye başladığımı hissediyorum. Belki de bu yüzden yazmak ve blog tutmak benim için her zaman önemli oldu. Yazı, hem kendimle hem de dünyayla iletişim kurmamı sağlayan bir araç oldu. Bu yüzden de bir sabah uyandığımda içime dolan yaşadıklarımı kaleme alıp kitaba dönüştürme fikrinin peşine düştüm. Her yazın yolcuğu gibi “yapamazsam”, “güzel olmazsa” gibi tereddütlerimi aşıp kitabım “Hayat Gülümsersen Gülümser Sana”yı elime aldım. İnsanların kitabımda ve hikayemde kendilerinden bir parça bulduklarını ve benimsediklerini gördüğümde yaşadığım mutluluk bana yazmaya, anlatmaya ve paylaşmaya devam etmek için gereken cesareti verdi. Her insanın hikayesiyle geldiği ve…