Farkındalık Serisi

"Özel Günler"de Değil, Her Gün Farkındalık

18 Mayıs 2026

3 Aralık. Dünya Engelliler Günü. Her yıl bu tarihte, sosyal medyada mavi renge bürünen profiller, engelli bireylerin başarı hikayeleriyle dolu paylaşımlar, birbirinden duygusal videolar görürüz. Belediyelerin düzenlediği "farkındalık" etkinlikleri, kamu spotları, sivil toplum kuruluşlarının kampanyaları... Her şey çok güzel, çok anlamlıdır. Peki, 4 Aralık'ta ne olur? Profiller eski renklerine döner, paylaşımlar unutulur, etkinlikler sona erer. Ve engelli bireyler, yine yalnız kalır.

Bu, samimi bir farkındalık değil, gösterişli bir "farkındalık tiyatrosu"dur. Bir günlüğüne engelli bireyleri hatırlamak, onların sorunlarını bir günlüğüne konuşmak, bir günlüğüne "empati" yapmak... Bunların hiçbiri gerçek bir farkındalık değildir. Gerçek farkındalık, 3 Aralık'ta başlayıp 4 Aralık'ta bitmez. Gerçek farkındalık, 365 gün, 7/24 devam eder.

Bir yıl boyunca görmezden geldiğiniz engelli bireyleri, 3 Aralık'ta bir kez hatırlamanız yetmez. Onların hayatı, sizin bir günlük farkındalığınıza değil, her günlük saygınıza ihtiyaç duyar.

Peki, bu "özel gün" sendromu nereden kaynaklanıyor? Öncelikle, toplum olarak "özel gün" kültürüne çok alışkınız. Anneler Günü, Babalar Günü, Sevgililer Günü, Öğretmenler Günü... Her şeyin bir günü var. Ve bu günlerde, yıl boyunca ihmal ettiğimiz kişileri bir günlüğüne hatırlayıp, vicdanımızı rahatlatıyoruz. Engelliler Günü de işte bu mantığın bir ürünü. Yıl boyunca engelli bireyleri görmezden gelen bir toplum, 3 Aralık'ta onları "hatırlayarak" aslında kendi vicdanını temizliyor.

İkinci sorun, "farkındalık" kavramının yanlış anlaşılması. Farkındalık, bir şeyin farkında olmak demektir. Ama bu yetmez. Farkında olduktan sonra harekete geçmek gerekir. Engelli bireylerin sorunlarının farkında olup, bunları çözmek için bir şey yapmıyorsanız, farkındalığınızın bir anlamı yoktur. Bir binaya rampa yapılması gerektiğini bilip, rampa yapmıyorsanız, farkındalığınız boştur. Bir web sitesinin erişilebilir olması gerektiğini bilip, erişilebilir yapmıyorsanız, farkındalığınız boştur.

Üçüncü sorun, "farkındalık" etkinliklerinin genellikle engelli bireylerin katılımı olmadan, onlar hakkında, onlar için yapılmasıdır. Oysa farkındalık, engelli bireylerle birlikte, onların ihtiyaçlarını dinleyerek, onların rehberliğinde yapılmalıdır. "Bize dokunmadan" bizi anlamaya çalışmak, samimiyetsizliğin en büyük göstergesidir.

Peki, gerçek farkındalık nasıl olmalı? İlk olarak, farkındalığın bir günle sınırlı olmadığını kabul etmeliyiz. Engelli bireylerin sorunları, 365 gün boyunca çözülmeyi bekliyor. İkincisi, farkındalığı "yapılan iyilikler" olarak değil, "yapılması gerekenler" olarak görmeliyiz. Bir engelliye yardım etmek, bir iyilik değil, bir haktır. Üçüncüsü, farkındalık etkinliklerini engelli bireylerle birlikte tasarlamalıyız. Onların sesini duymalı, onların ihtiyaçlarını dinlemeliyiz.

Bir işveren olarak, engelli çalışanlara sadece kotayı doldurmak için değil, gerçekten ihtiyacınız olduğu için iş verin. Bir kamu kurumu olarak, engelli vatandaşların sizden sadece bir gün değil, her gün randevu alabilmesini sağlayın. Bir okul olarak, engelli öğrencilerin sadece belirli günlerde değil, her gün okula gelebilmesi için gerekli düzenlemeleri yapın. Bir birey olarak, engelli komşunuzu sadece Engelliler Günü'nde değil, her gün ziyaret edin, halini hatırını sorun, yardım teklif edin.

Ve en önemlisi, engelli bireyleri "acıma" nesnesi olarak görmekten vazgeçin. Onlar sizin merhametinize, yardımınıza muhtaç zavallılar değil. Sadece farklı ihtiyaçları olan, farklı yaşayan, ama tıpkı sizin gibi birer birey. Onları "bir engelliye göre" değil, oldukları gibi kabul edin. Onların başarılarını "engeline rağmen" değil, "başarısı" olarak kutlayın.

Unutmayın, 3 Aralık'ta mavi ışık yakmak kolaydır. Ama bir engelli bireyin hayatını gerçekten değiştirmek, zor ve meşakkatli bir iştir. Ve bu iş, sadece bir günlük değil, ömür boyu süren bir çabadır. Siz bu çabanın neresinde duruyorsunuz?

Farkındalık Serisi: Bu makale, sadece özel günlerde yapılan gösterişli farkındalık etkinliklerinin samimiyetsizliğini ve gerçek farkındalığın her gün olması gerektiğini anlatmaktadır. Bir sonraki yazımızda "Eğitim Hakkımız Elimizden Alınmasın" başlığıyla engelli bireylerin eğitimde karşılaştığı zorluklara odaklanacağız.