Bu yazı dizisinde, engelli bireylerin hayatlarının farklı alanlarına dokunduk. Down sendromundan otizme, ALS'den disleksiye, epilepsiden iş hayatına, eğitimden erişilebilirliğe, özel günlerden gündelik yaşama kadar birçok konuyu ele aldık. Peki, bu yazıları okuduktan sonra ne yapacağız? Farkındalığımızı nasıl sürekli kılacağız? Bilgi sahibi olmak yetmez, harekete geçmek gerekir.
Farkındalık, bir şeyin farkında olmak demektir. Ama bu, sadece bilgi sahibi olmak anlamına gelmez. Farkındalık, bildiklerimizle hayatımızı, davranışlarımızı, alışkanlıklarımızı değiştirmektir. Bir engelli bireyin sorunlarını bilip, çözümü için bir şey yapmıyorsanız, farkındalığınız boştur. Bir binaya rampa yapılması gerektiğini bilip, rampa yapmıyorsanız, farkındalığınız boştur. Bir web sitesinin erişilebilir olması gerektiğini bilip, erişilebilir yapmıyorsanız, farkındalığınız boştur.
Peki, bireysel olarak neler yapabiliriz? İlk olarak, dilimizi değiştirelim. "Engelli" yerine "engelli birey", "sakat" yerine "fiziksel engelli", "otistik" yerine "otizm spektrumunda olan" diyelim. Dil, düşüncenin aynasıdır. Doğru dili kullanarak, zihnimizdeki yanlış kalıpları kırabiliriz.
İkincisi, gündelik hayatımızda küçük değişiklikler yapalım. Bir engelli bireyin ihtiyacı olduğunda yardım teklif edelim, ama yardımı zorla kabul ettirmeyelim. "Yardıma ihtiyacın var mı?" diye soralım, "Yapabilir misin?" diye sorgulamayalım. Engelli bireylerle konuşurken onların gözlerine bakalım, refakatçilerine değil.
Üçüncüsü, engelli bireylerin hakları için sesimizi çıkaralım. Bir iş yerinde engelli çalışan kotasının doldurulması için baskı yapalım. Bir okulda engelli öğrencilerin eğitim hakkı engelleniyorsa, yetkililere bildirelim. Bir kamu binasının rampası yoksa, şikayet edelim. Sessiz kalmayalım, çünkü sessiz kalmak, sorunun bir parçası olmaktır.
Kurumsal olarak neler yapabiliriz? İş yerlerimizi erişilebilir hale getirelim. Rampalar, geniş kapılar, erişilebilir tuvaletler, uygun masa ve sandalyeler... Bunlar maliyetli düzenlemeler değildir, ama engelli bireylerin hayatını kolaylaştırır. Web sitelerimizi erişilebilir hale getirelim. WCAG standartlarına uyalım, görme engelliler için ekran okuyucu uyumluluğu sağlayalım, işitme engelliler için altyazı ekleyelim.
Engelli çalışanlara sadece kotayı doldurmak için değil, gerçekten ihtiyacımız olduğu için iş verelim. Onların yeteneklerini keşfedelim, kariyer imkanı sunalım, yükselmeleri için fırsat verelim. Engelli bir çalışan, diğer çalışanlardan daha az verimli değildir, aksine daha sadık, daha disiplinli ve daha özverilidir.
Toplumsal olarak neler yapabiliriz? Medyada engelli bireylerin temsilini artıralım. Filmlerde, dizilerde, haberlerde, reklamlarda engelli bireylere yer verelim. Ama onları "acıma" nesnesi olarak değil, sıradan insanlar olarak gösterelim. Başarı hikayelerini "engeline rağmen" değil, "başarısı" olarak anlatalım.
Eğitim sistemimizi değiştirelim. Okullarımızı fiziksel olarak erişilebilir hale getirelim. Öğretmenlerimize engelli öğrencilere nasıl eğitim vereceklerini öğretelim. Ders materyallerimizi tüm engel gruplarına uygun şekilde hazırlayalım. Kaynaştırma eğitimini gerçek anlamda uygulayalım.
Yasalarımızı değiştirelim. Engelli bireylerin haklarını koruyan yasalar çıkaralım, var olan yasaları uygulayalım. Engelli bireylerin işe alımında kota sistemini daha etkin hale getirelim. Engelli bireylerin eğitim hakkını garanti altına alalım. Engelli bireylerin toplu taşımayı kullanmasını kolaylaştıralım.
Ve en önemlisi, zihniyetimizi değiştirelim. Engelli bireyleri "hasta", "sakat", "aciz", "muhtaç" olarak görmekten vazgeçelim. Onları, tıpkı bizim gibi, farklı ihtiyaçları olan, farklı yaşayan, ama aynı haklara sahip bireyler olarak kabul edelim. Onları "bir engelliye göre" değil, oldukları gibi değerlendirelim.
Bu yazı dizisini okuduğunuz için teşekkür ederim. Umarım, bu yazılar sizin için bir farkındalık yaratmıştır. Ama unutmayın, asıl önemli olan, bu farkındalığı hayatınıza geçirmenizdir. Bugün bir engelli bireyin hayatını değiştirmek için bir şey yapın. Küçük bir iyilik, büyük bir fark yaratabilir. Ve unutmayın, engelli olmak, bir tercih değil, bir durumdur. Ama ayrımcılık yapmak, bir tercihtir. Ve bu tercihin bedelini, hep birlikte ödüyoruz. Gelin, bu bedeli ödemekten vazgeçelim. Gelin, daha adil, daha eşit, daha kapsayıcı bir dünya inşa edelim. Birlikte, başarabiliriz.