Farkındalık Serisi

Epilepsi: Yıldırım Düşmüş Gibi, Ama Sadece Bir An

28 Mayıs 2026

Bir otobüsün içindeyim. Karşımdaki genç adam aniden yere yığılıyor. Vücudu kasılıyor, gözleri kayıyor, ağzından köpükler geliyor. Etraftaki insanlar çığlık atıyor, kaçışıyor, "Cin çarptı!", "Üzerine tükürün!", "Ağzına kaşık sokun!" diye bağırışıyor. Oysa yapılması gereken çok basit: Sakin olmak, onu yan yatırmak, başını korumak ve nöbetin bitmesini beklemek. İşte epilepsi, toplumda bu kadar az bilinen, bu kadar çok yanlış inanışın olduğu bir nörolojik rahatsızlıktır.

Epilepsi, beyindeki elektrik sinyallerinin aniden ve kontrolsüz bir şekilde boşalması sonucu oluşan nöbetlerle karakterize bir nörolojik rahatsızlıktır. Dünyada yaklaşık 50 milyon, Türkiye'de ise yaklaşık 1 milyon epilepsi hastası bulunmaktadır. Yani her 100 kişiden 1'i epileptiktir. Bu, sanıldığından çok daha yaygın bir durumdur.

Epilepsi bir hastalık değil, bir nörolojik farklılıktır. Nöbet anında yapılan yanlış müdahaleler, nöbetin kendisinden daha tehlikeli olabilir. Bilgi, en büyük ilaçtır.

Peki, epilepsi nöbeti anında ne yapmalıyız? Öncelikle, panik yapmayın. Nöbet genellikle 1-2 dakika içinde kendiliğinden geçer. Kişiyi yere düşmekten koruyun, etrafındaki sert ve kesici eşyaları uzaklaştırın. Başının altına yumuşak bir şey (bir yastık, bir çanta, katlanmış bir ceket) koyun. Kişiyi yan yatırın, böylece solunum yolu açık kalır ve olası kusmukların solunması engellenir. Ve en önemlisi, nöbet bitene kadar yanında kalın, sakinleştirici bir şekilde onunla konuşun.

Peki, neler yapmamalıyız? Nöbet geçiren birinin ağzına asla bir şey sokmayın (kaşık, parmak, cüzdan, kravat...). Bu, kişinin dişlerini kırabilir, çenesini zedeleyebilir veya sizin parmağınızı koparabilir. Nöbet sırasında kişiyi asla zapt etmeye çalışmayın, hareketlerini kısıtlamayın. Bu, kas zedelenmesine veya kemik kırılmasına neden olabilir. Kişinin üzerine asla su dökmeyin, kolonya koklatmayın, soğan veya sarımsak sürmeyin. Bunların hiçbir faydası yoktur, aksine zararlıdır. Nöbet 5 dakikadan uzun sürüyorsa, kişi arka arkaya nöbet geçiriyorsa, nöbet sonrası nefes almıyorsa veya yaralanmışsa, hemen 112'yi arayın.

Toplum olarak epilepsiye bakışımız, ne yazık ki hâlâ ortaçağ karanlığında. "Epilepsi bulaşıcıdır", "Epilepsi bir akıl hastalığıdır", "Epilepsi bir cin çarpmasıdır", "Epilepsili kişiler evlenemez, çalışamaz, okula gidemez" gibi yanlış inanışlar, hâlâ yaygındır. Oysa epilepsi, ne bulaşıcıdır, ne bir akıl hastalığıdır, ne de bir cin çarpmasıdır. Epilepsili bireyler, tıpkı diğer insanlar gibi evlenebilir, çalışabilir, okula gidebilir, başarılı olabilir.

Birçok ünlü isim, epilepsi ile yaşamış ve büyük başarılara imza atmıştır. Julius Caesar, Napolyon Bonapart, Fyodor Dostoyevski, Vincent van Gogh, Alfred Nobel, Agatha Christie, Elton John, Lil Wayne... Onlar da epileptikti. Ama bu, onların başarılarına engel olmadı. Çünkü onlar, epilepsinin bir engel değil, bir farklılık olduğunu biliyorlardı.

Peki, epilepsili bir birey olarak toplumdan ne bekliyoruz? Acıma değil, anlayış. Korku değil, bilgi. Dışlanma değil, kabul. Nöbet geçirdiğimizde etrafımıza toplanıp "Geçmiş olsun" değil, "Yardıma ihtiyacın var mı?" diye sormanızı. Bizi "hasta" veya "sakat" olarak değil, sadece farklı bir sağlık durumu olan bireyler olarak görmenizi.

Epilepsi, hayatın sonu değildir. Bir nöbet, sadece bir andır. Yıldırım düşmüş gibidir, evet. Ama sonra güneş yeniden doğar, hayat devam eder. Biz, epilepsi ile yaşamayı öğreniyoruz. Siz de, epilepsi hakkında doğru bilgileri öğrenerek bize destek olabilirsiniz. Çünkü bilgi, en büyük ilaçtır. Ve sevgi, en iyi tedavidir.

Farkındalık Serisi: Bu makale, epilepsinin ne olduğunu, nöbet anında neler yapılması ve neler yapılmaması gerektiğini, toplumdaki yanlış inanışları ve epilepsili bireylerin yaşadığı zorlukları anlatmaktadır. Bir sonraki yazımızda "Farkındalığı Sürekli Kılmak" başlığıyla seriyi tamamlayacağız.