8 yaşındaydım. İlkokula başlamam gerekiyordu. Ama okul, beni kabul etmek istemiyordu. "Tekerlekli sandalyeli bir çocuğu nasıl okutacağız?" diyorlardı. Annem, babam günlerce uğraştı, dilekçeler yazdı, yetkililerle görüştü. Sonunda, bir özel okul beni kabul etti. Ama o okula gitmek için her gün 1 saat yol gitmek zorunda kaldım. İşte engelli bir çocuğun eğitim hakkını elde etme mücadelesi budur.
Türkiye'de yaklaşık 1.5 milyon engelli çocuk ve genç var. Bunların önemli bir kısmı, çeşitli nedenlerle eğitim hakkından mahrum kalıyor. Ya okullar erişilebilir değil, ya öğretmenler yetersiz, ya aileler bilinçsiz, ya da toplumun önyargıları. Oysa eğitim, her çocuğun en temel hakkıdır. Bu hak, engelli çocuklar için de geçerlidir. Hatta onlar için, belki de daha da önemlidir.
Peki, engelli çocukların eğitimde karşılaştığı sorunlar nelerdir? İlk sırada, fiziksel erişilebilirlik gelir. Okulların çoğunda rampa yoktur, asansör yoktur, erişilebilir tuvalet yoktur. Tekerlekli sandalyeli bir çocuk, okulun ikinci katına çıkamaz. Görme engelli bir çocuk, okul bahçesinde yönünü bulamaz. İşitme engelli bir çocuk, yangın anında alarmı duyamaz. Bu sorunlar, engelli çocukların okula devam etmesini neredeyse imkansız hale getirir.
İkinci büyük sorun, öğretmen yetersizliğidir. Öğretmenlerin büyük çoğunluğu, engelli öğrencilere nasıl yaklaşacaklarını, onlara nasıl eğitim vereceklerini bilmez. Kaynaştırma eğitimi, sadece kağıt üzerinde kalır. Engelli bir öğrenci, normal bir sınıfa yerleştirilir, ancak ona özel bir destek verilmez. Sınıfın gerisinde kalır, arkadaşları tarafından dışlanır, öğretmen tarafından görmezden gelinir. Sonunda okuldan soğur, devamsızlık yapar, okulu bırakır.
Üçüncü sorun, müfredatın erişilebilir olmamasıdır. Ders kitapları, görme engelli öğrenciler için sesli kitap veya Braille alfabesiyle hazırlanmamıştır. İşitme engelli öğrenciler için dersler işaret dili tercümanı olmadan verilir. Zihinsel engelli öğrenciler için müfredat sadeleştirilmemiştir. Bu durum, engelli öğrencilerin dersleri takip etmesini ve başarılı olmasını neredeyse imkansız hale getirir.
Dördüncü sorun, ailelerin bilinçsizliği ve maddi yetersizlikleridir. Birçok aile, engelli çocuğunun eğitim hakkı olduğunu bilmez. Bilse bile, bu hakkı nasıl kullanacağını bilemez. Özel eğitim okulları pahalıdır, devlet okulları ise yetersizdir. Aileler, çocuklarını okula göndermek yerine evde tutmayı tercih eder. Bu, çocuğun hem eğitiminden hem de sosyalleşmesinden mahrum kalmasına neden olur.
Peki, çözüm nedir? Öncelikle, eğitim sistemimizin tamamen yeniden yapılandırılması gerekiyor. Her okul, fiziksel olarak erişilebilir hale getirilmeli. Her öğretmen, engelli öğrencilere eğitim verebilmek için zorunlu olarak eğitilmeli. Her ders materyali, tüm engel gruplarına uygun şekilde hazırlanmalı. Ve en önemlisi, kaynaştırma eğitimi gerçek anlamda uygulanmalı. Engelli öğrenciler, normal sınıflarda, onlara özel destek verilerek eğitim almalı.
İkinci olarak, ailelere yönelik bilinçlendirme çalışmaları yapılmalı. Aileler, engelli çocuklarının eğitim hakkı olduğunu, bu hakkı nasıl kullanacaklarını öğrenmeli. Devlet, özel eğitim ihtiyacı olan çocuklar için maddi destek sağlamalı. STK'lar, ailelere rehberlik etmeli, danışmanlık hizmeti vermeli.
Üçüncü olarak, toplum olarak zihniyetimizi değiştirmeliyiz. Engelli bir çocuğun okula gitmesi, "bir iyilik" veya "bir lütuf" değil, en temel hakkıdır. Onun okula gitmesini engellemek, ona yapılabilecek en büyük kötülüktür. Çünkü eğitim, bir engelli bireyin hayatını kurtaran, ona umut veren, ona var olma gücü veren tek şeydir.
Ben 8 yaşında okula başladım. Bugün bir üniversite mezunuyum ve iki kitabın yazarıyım. Eğer ailem mücadele etmeseydi, eğer bir özel okul beni kabul etmeseydi, belki de bugün okuma yazma bilmeyen, toplumdan kopmuş bir birey olacaktım. Eğitim, benim hayatımı değiştirdi. Ve ben, bu hakkın her engelli çocuk için geçerli olması gerektiğine inanıyorum.
Unutmayın, bir engelli çocuğun okula gitmesi, ona sadece bir meslek kazandırmaz. Ona özgüven verir, ona arkadaşlığı öğretir, ona hayatta var olmayı gösterir. Ve belki de en önemlisi, ona bir engelli birey olarak değil, bir birey olarak yaşamayı öğretir. Bu yüzden, lütfen, bir engelli çocuğun eğitim hakkını elinden almayın. Onun hayatını kurtarın.