Toplumun Görünenin Ötesini Yok Sayması: İltifat Kılığında Gelen Hakaretler
Bazen en ağır sözler, dudaklardan büyük bir tebessüm ve gururla dökülür. Karşınızdaki kişi size dünyanın en güzel iltifatını ediyormuş gibi bir tavır içindedir; gözlerinin içi güler, ses tonu şefkatlidir. Ancak duyduğunuz cümle, bir küfürden bile daha ağır, daha yaralayıcıdır.
“Bir engelliye göre ne kadar iyi bir diksiyonun var.”
“Bir engelliye göre çok başarılısın.”
Bu cümlelerin muhatabı olan engelli bir birey için o an zaman durur. Söyleyen kişi "Ne kadar nazik bir insanım" tatmini yaşarken, karşı tarafta yıkılan, yok sayılan bir kimlik vardır. Çünkü bu sözler iltifat değil; toplumun engellilik algısının, ön yargılarının ve düşük beklentilerinin en net itirafıdır.
"Bir Engelliye Göre..." Kalıbının Ardındaki Karanlık Anlam
Dil, düşüncenin aynasıdır. Bir cümlenin başına "bir engelliye göre" şerhini düştüğünüzde, aslında bilinçaltınızdaki şu düşünceyi dışa vurursunuz: "Benim gözümde engelli bir insan bakımsız, başarısız, kendini ifade edemeyen ve hayata küsmüş biridir. Sen bu şablona uymadığın için beni şaşırttın."
Güzellik, başarı, zeka veya yetenek; insan olmaya dair evrensel niteliklerdir. Ancak toplum, bu nitelikleri engelli bir bedende veya zihinde gördüğünde bunu "normal" olarak kabul etmek yerine "istisnai bir mucize" gibi konumlandırır. Kişinin yıllarca verdiği emek, aldığı eğitim, kurduğu hayaller ve bireysel kimliği; sadece tekerlekli sandalyesinin, beyaz bastonunun veya işitme cihazının gölgesinde bırakılır.
Görünenin Ötesini Yok Saymak
Bu tür mikro saldırganlıkların (farkında olmadan yapılan incitici davranışların) temelinde, toplumun "görünenin ötesini yok sayma" refleksi yatar. Bir insanla karşılaşıldığında önce onun fiziksel farklılığı veya engeli görülür. O farklılık, kişinin tüm kimliğini yutan devasa bir etikete dönüşür. "O bir avukat, bir anne, iyi bir dinleyici veya yetenekli bir müzisyen" olmadan çok önce, sadece "engelli"dir toplumun gözünde.
İşte bu yüzden başarıları ve yetenekleri "bir engelliye göre" değerlendirilir. Kişi kendi standartlarında, kendi alanında değil; toplumun kafasında yarattığı o acınası "engelli şablonuna" göre kıyaslanır.
Gerçek Bir İletişim İçin Ne Yapmalıyız?
Engelli bir bireyin sadece "birey" olduğunu kabul etmek, toplumsal farkındalığın ilk adımıdır. Karşınızdaki kişinin başarısını takdir etmek istiyorsanız, bunu sadece başarısı için yapın. Diksiyonu iyiyse "Ne kadar güzel konuşuyorsun" deyin. İşinde iyiyse "Çok başarılısın" deyin. Cümlenin sonuna ekleyeceğiniz o gereksiz "bir engelliye göre" takısı, yapacağınız tüm takdiri bir anda sıfırlayacaktır.
Engelli olmak, hayattan soyutlanmak veya potansiyelsiz olmak demek değildir. Ancak sürekli olarak potansiyelinizin sorgulandığı ve varoluşunuzun şaşkınlıkla karşılandığı bir toplumda yaşamak, engelin kendisinden çok daha yorucudur. Artık görünen engellerin ötesindeki insanı görmenin, başarıyı ve güzelliği şarta bağlamadan takdir etmenin vakti gelmedi mi?