Biz bu hale geldiğimizde

Bir avaz çığlıkla başlatıyoruz hayatımızdaki ilk iletişimi. İletişim tüm canlıların ortak noktası diyebileceğimiz en önemli özelliklerimizden biri. Büyüyoruz, bazen yanılgılarla, yanlışlarla dolu iletişimlerden geçerek. Bazen ise en doğrusu olduğuna inandığımız şekillerde. Dünya yalnız yaşayabilmek için çok kalabalık, biz de hiçbir zaman yalnız değiliz, karşımızdakini unutmadığımızda sağlıklı bir iletişim için ilk adımı atabiliyoruz.

Bağlar kuruyoruz önce ailemizle sonra diğer insanlarla, doğayla, hayvanlarla. Değer verip değer gördüğümüz, bazen terslikler yaşadığımız, ama her şeyden önce insan olduğumuz için içinde bulunabildiğimiz bir döngü bu. Hatta; insan olduğumuz için yardıma ihtiyaç duyduğumuz, yine aynı sebepten birinin yardımına koştuğumuz… İşte böyle böyle yaşıyoruz ve bir an için hayatımıza kuş bakışı baktığımızda kendimizi diğer insanlarla birlikte kocaman bir tanışıklık ağının içinde görüyoruz.

O ağın içinde başlayıp sürüyor güzel şeyler. Bazen tatsız bir olay dalgalandırma yaratıyor, bazen her şey stabilliğini koruyor. Aslında hepimiz birbirimize bağlıyız, fakat, bir an geliyor, birimiz çıkıyor ve kendi payımıza düşeni bozmaya çalışıyoruz. Bazen isteyerek, bazen de bilinçsizce yapıyoruz bunu ama biz dahil herkese, her şeye zarar veriyor bu halimiz.

İşte tam bu noktada, harika bir kitap olan Küçük Prens’ten bir alıntı çıkıyor karşımıza

“Gülünü senin için önemli kılan, onun için harcamış olduğun zamandır” dedi tilki.

“Onun için harcamış olduğum zaman…” diye yineledi küçük prens. Unutmamalıydı bunu.

“İnsanlar unuttular bunu,” dedi tilki.

“Ama sen unutmamalısın. Gönül bağı kurduğun her şeyden ömür boyu sorumlusun. Sen gülünden sorumlusun…”

“Ben gülümden sorumluyum,” diye yineledi küçük prens. Bunu da unutmamalıydı.””

Aynı bu diyalogda anlatılmak istenen gibi, aslında hepimiz birbirimizden sorumlu değil miyiz? Birbirimize olan iletişimimiz var etmiyor mu her şeyi? Bir an geliyor, o yardımlaşmalarımızı, o empatilerimizi özleyen ifadelerle anar oluyoruz. Neden böyle oluyor peki?
Çünkü karşımıza çıkan her şeyde bahane ettiğimiz hayatın akışkanlığında, birbirimizin değerini unutuyoruz. İnsanı var eden yine insandır ve biz birlikteyken ne kadar da güzel olduğumuzu ancak dışarıdan baktığımızda anlayabiliyoruz. Belki hala çok geç değil diyebiliyoruz ama; kırdığımız kalpler, sorumluluğumuzu arka planda tuttuğumuz anlar yüzünden kırdığımız kalpler acaba telafi edilebiliyor mu?

Keşke bütün çabamız birbirimizi yine birlikte tutabilmek adına olsa. Keşke bu konuda bir çaba sarf etsek hepimiz bir elden. O bazen severek, bazen zorunluluktan kurup birlikte kaldığımız iletişim ağımıza çiçekler iliştirsek, karşımızdakinin duygularına empati ile eşlik edebilsek…

Aslında emin olun hiç de zor değil bunu yapmak. Belki bir kişinin attığı bir adım hayalperestlik gibi gelebilir fakat, o bir kişiden görüp, ona imrenecek onlarca insan vardır. Ve insan bu adımları atmaya korkmadıkça, kendi çevresinden başlayarak her şeyi daha da güzel kılabilecek potansiyele sahip bir varlıktır.

Sevgi ve iletişimle kalın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir