Kan Bağı mı, Can Bağı mı?

İnsanın anne-babası, ırkı, sağlığı bir adalet değil, imtihan unsurudur diyenlerdenim. İmtihanımızı kolaylaştır Allah’ım diyerek başlamak istiyorum satırlarıma…  Tıbben anne-baba olamıyorsunuz, engelli bir çocuğu evlat edinir miydiniz? Dedim. Binlerce cevap geldi. Her bir cevabı okudukça canım yandı. Çok hassas bir çizgi. Yürek fena, duygular çok derin bir makale ile karşınızdayım. 

Sevgili Gözde ile tanıştırmak istiyorum sizleri. Geçenlerde birçok yürek insanı ile çocuklar yararına güzel bir etkinlikte beraberdik. Ben Gözde’yi orada tanıdım. Göz yaşlarıma hakim olamadım kendini anlatırken. Dedim Gözde artık benim kardeşimsin. Başarmak nedir? Mucize nedir Azim nedir? Bu makaleyi okuduğunuzda hepsini anlayacaksınız. Yeri gelip üzülüp, yeri gelince de şükredeceksiniz. Helal olsun diyeceksiniz.

Haydi, Gözde şimdi okuyor bu satırları onu mutlu edelim mi? Okudum buradayım GÖZDE yanındayız hep beraber güçlüyüz diyelim mi?  Gözde ile yakında röportajımız olacak. O bir yazar. O bir mucize. O bir başarı. O çok özel, o çok güzel… 

“Merhaba, ben Gözde. 25 Nisan 1988’de Ankara’da dünyaya geldim Aslı Hanım. Doğduktan kısa bir süre sonra ‘Cerebral Palsy’ rahatsızlığım olduğu anlaşılmış. %92 bedensel ve zihinsel engel raporum varmış. Bu yüzden sizlerin doğuştan sahip olduğu ve kolaylıkla geliştirebildiği motor becerilerini ben çok çabalayarak elde ettim. Bundandır hayatla sürekli mücadele etmem. Beni dünyaya getiren biyolojik bağım olan insanlar 3 günlük bebekken hastanenin ziyaret saatinden yararlanarak kaçmış. Arayışlar sonuçsuz kalınca, SHÇEK’e verilmişim. Burada da üç aile evlat edinip, sağlık sorunlarım olduğunu fark edince Çocuk esirgeme kurumuna geri vermişler. 10 aylık oluncaya kadar S.H.Ç.K’da kalmışım. 10 aylık bir bebekken yolum, o yıllarda 25 yıllık evli olmalarına rağmen çocukları olmayan anne babamla kesişmiş. Hayatımın dönüm noktası da böyle başlamış. 11 ameliyat, fizyoterapiler ve eğitim sonucunda şu an tek sağlık sorunum, bağımsız dengemi sağlayamamam.  Hayatta hiçbir şeyin sebepsiz olmayacağına inanırım. Mesela karşımıza çıkan biri ile gerçekten tesadüf eseri ile mi tanıştık sizce? Yoksa o kişinin hayatımızda tamamlaması gereken bir misyonu olduğu için mi? Belki de bizim O’nun hayatına dokunmamız gerekiyordur. Öğrendiklerimiz ve öğrettiklerimiz kadarızdır hayatta belki de… Kısaca hiçbir şey sebepsiz değildir elbette.   İlkokula 8 yaşında, Ankara’da Telsizler İlköğretim Okulu’nda başladım, Reşat Bey İlköğretim Okulu’nda devam ettim. Lise eğitimimi yine Ankara’da Kirami Refia Alemdaroğlu Lisesi’nde tamamladım. 2006’da mezun olduktan hemen sonra Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler bölümünü kazanarak yükseköğrenimimi tamamladım. Yazmaya 12 yaşında karar verdim. Günlük tutarak içimdekileri yazıya aktarıyor belki de kendimi dünyaya bu şekilde ifade ediyordum. Yeni bir eve taşınırken babamın benim için yazdığı günlükleri buldum. Ortaokuldaki değerli Türkçe öğretmenim Bilsen Öztürk’ün cesaretlendirmesiyle babamın yazdığı günlük ve denemeleri kitaplaştırmaya karar verdim. 3 yılın sonunda “Hayat Gülümsersen Gülümser Sana” adlı kitapta toparladım.

2004 yılında yayımlanan kitabım okuyuculardan beğeni alınca 2005 yılında “Kardelen Çiçeği” ismiyle geliştirilmiş yeni baskı yayımlandı. Kitaplarım yayımlandıktan sonra çeşitli yazılı ve görsel medya mecralarında haberlerim yapıldı.  Meleklerin varlığına inanır, ihtiyacımız olduğunda mutlaka hayatımıza dokunduklarını düşünürüm. Belki görünen bir surette, tanıdık bir yüzle belki de hiç farkında bile olmadığımız küçük mucizelerle… Kısacası meleklere hayranım. Bir de dağlarında bile çiçeklerin açtığı, içinde eşsiz güzellikler barındıran, yeşili ayrı denizi ayrı güzel canım İzmir’e..  Hepimizin hayata gelmekte bir amacı var. Benim ki de, kitaplarım vasıtasıyla okuyuculara yeni pencereler aralamak, hayata farklı açılardan bakmalarını sağlamak. Ben bu dünyaya hislerimi sizinle paylaşmaya geldim.”  

Şimdi Sevgili Gözde’nin satırları ardına neler yazılabilir inanın bilmiyorum. Tıbben anne baba olamasaydınız evlat edinir miydiniz soruma verilen cevapların %90’ı bu sorumluluğu alamam Aslı Hanım’dı. Koruyucu aile olmak gerçekten büyük özveri, ciddi radikal karar, yürek ve sorumluluk isteyen bir görev. Bu konular hakkında konuşurken kullanılan dile azami oranda dikkat edilmesi gerekiyor.

Çok duygu yüklüyüm. Bir yanda reddedip, hastanede bırakan biyolojik bir aile var. Bir yanda da hiçbir kan bağı olmamasına rağmen sarıp sarmalayan, sevgisiyle büyüten, can olan o kutsal eli öpülesi sahiplenen anne ve baba var. Gözde’nin büyük mücadelesi var. Başarısı var. Koskocaman yüreği var. Sevgi dolu sesi var. Bana düşen bu kadar özel ve mükemmel insanları size tanıtmak. Farkındalık yaratabilmek. Yüreklere dokunabilmek. 

Kaynak: https://www.oncevatan.com.tr/kan-bagi-mi-can-bagi-mi-makale,50794.html

Önce Vatan Gazetesi

Aslı M. SARI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir